Bazen insan cevap aramaktan değil, soru sormaktan yoruluyor.
Zihninde biriken bütün “neden”ler birbirine karışıyor. Her cevapsız soru biraz daha ağırlaşıyor; insan, taşıdığı şeyin bir düşünce mi, bir hatıra mı, yoksa yıllardır dinmeyen bir sızı mı olduğunu ayırt edemiyor.
Sonra bir yer geliyor.
Artık hiçbir şeyi anlamlandırmak istemiyorsun. Ne nedenini bilmek, ne suçlusunu bulmak, ne de yaşadıklarının içinden bir ders çıkarmak… Sadece biraz olsun durmak istiyorsun.
Şimdi bulabildiğim bütün soru cümlelerini üst üste yığıp, bulabildiğim en merhametli cevabın dizlerine yaslamak istiyorum başımı. Bulabildiğim en müşfik cümlenin önünde, bir an olsun düşünmeksizin, iyiden iyiye bitik, iyiden iyiye yorgun vücudumu yere bırakmak istiyorum.
Çünkü insan her zaman güçlü kalamıyor.
Bazen “geçecek” diyen bir sese bile ihtiyaç duymuyor. Sadece yanında sessizce oturabileceği birini arıyor. Kendini anlatmadan anlaşılmayı, savunmaya geçmeden affedilmeyi, nedenini açıklamadan sarılınmayı istiyor.
Belki de insanı en çok yoran, yaşadıkları değil; yaşadıklarına sürekli bir anlam bulmaya çalışmasıdır.
Bazı acıların bir adı yok. Bazı yaraların başlangıç tarihi bilinmiyor. Bazı vedaların ise haklı bir nedeni, güzel bir açıklaması, insanın içine sinen bir son cümlesi olmuyor.
Benim de hangi günahtan kalma olduğunu kestiremediğim acılarım var.
Kimi zaman susturduğum, kimi zaman unuttuğumu sandığım, kimi zaman da hayatın telaşına karıştırıp üzerini örttüğüm acılar… Fakat insanın susturduğu her şey gerçekten susmuyor. Bazı şeyler gecenin bir yerinde uyanıp yeniden yanına oturuyor.
Ve sen, bütün gün herkese yetişmeye çalışırken, kendine ne kadar uzak kaldığını fark ediyorsun.
Belki de bu yüzden uyumak istiyorum.
Öyle birkaç saatliğine değil. Sabahın telaşından, yetişilecek işlerden, hesaplanacak paralardan, açıklanması gereken suskunluklardan, cevap bekleyen sorulardan biraz olsun uzaklaşacak kadar…
Uzanmak ve bedenimden önce ruhumun dinlenmesine izin vermek istiyorum.
Her şeyi anlamaya, herkesi affetmeye, her yaradan bir ders çıkarmaya mecbur değiliz.
Bazen yalnızca başımızı bir yere koyup susabiliriz.
Bazen hiçbir şeyi düzeltmeden, hiçbir yere yetişmeden, kendimize biraz merhamet edebiliriz.
Ben de şimdi bütün sorularımı bir kenara bırakıp, içimde yıllardır nöbet tutan acıları biraz olsun uyutmak istiyorum.
Uyumalıyım.
Öyle bir uyku ki; uyandığımda takvimler eskimiş, saatler başka türlü işliyor, dünya benim yokluğumda biraz daha merhametli olmuş olsun.
Ve ben, ilk kez kendime geç kalmamış olayım.
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder